SIEMENS DÖNEMİ 1996-2017

SIEMENS Dönemi iş hayatım 1996 Temmuz ayında başladı. SIEMENS’in o günlerde sonuçlanan bir ihale ile yüklendiği TAFICS (Turkish Armed Forces Integrated Communication System) projesini yönetmek üzere bu aileye katıldım. Bu projenin sorumlu olduğum birinci aşamasının tamamlanmasından sonra da Siemens’de devam ederek başka projelerde proje yöneticisi olarak, bir dönem de Siemens’in Kartal’daki Elektronik Üretim tesisinin teknik ve iş geliştirme yöneticisi olarak görev yaptım.

Herşeyden önce önemli bir not: Burada anlattıklarım SIEMENS’de geçen 20 yılımın bir özeti olmakla birlikte hiçbir şekilde SIEMENS’in tarihçesi mahiyetinde değildir, sadece ve sadece dar bir açıdan benim kişisel hatıralarımı ve iş hayatımın akışını yansıtmaktadır. 

SIEMENS yıllarım geceleri beni uykusuz bırakan çok çetin görevler üstlendiğim ama bir o kadar da iş tatmini hissettiğim bir dönem oldu. Buradaki çalışma ortamı ve insan davranışları örnek bir kurumsal yapıyı yansıtmakta idi. Bir dünya devinin yüzelli yılı aşkın birikimini nasıl kullandığını görmek benim için çok değerli bir kazanım oldu. Şahsıma ilk günden itibaren verilen değer, gerek yöneticilerimden gerek iş arkadaşlarımdan gördüğüm saygı ve destek için Siemens ailesine müteşekkirim.

Çalışma arkadaşlarımın profesyonelliği ve desteği özellikle Proje Yönetimi söz konusu olduğunda son derece önem kazanıyor. Zira, yönetimine atandığınız her bir proje ve ortam sizin için yepyeni, yöneteceğiniz -daha önceden tanımadığınız- insanlar ise uzun zamanlardan beri bu alanda çalışmakta olan kişiler oluyor. Siz neredeyse herşeyi en baştan öğreniyorsunuz. Hele benim gibi yepyeni bir şirkete böyle iddialı bir görevle başlıyorsanız, katılımcıların toplantılarda konuşurken kullandıkları terimleri dahi bilmiyorsunuz. Arayı çok hızlı kapatmanız gerekiyor, bu arada da herkesin güven ve desteğini kazanmak zorundasınız.

Benim SIEMENS ile ilk temaslarım çok öncelerden, sayısal santral ihalesi sırasında olmuştu. SIEMENS Türkiye Genel Müdürü Sn Arnold Hornfeld ile o zamanlar tanışmıştım. Bay Hornfeld  her zamanki zarafeti ve beyefendiliği ile hafızamda yer etmiştir.  Daha sonra da TELETAŞ’ta SIEMENS lisansı ile T1000 Teleks makinalarını üretirken işbirliğimiz olmuştu.

SIEMENS, öncesinde çalıştığım TELETAŞ’dan çok farklı idi. İçine girdiğim şirkette hakim olan Alman kültürü ilk andan itibaren kendini hissetiriyordu. Neyse ki bu atmosfer benim karakterime de uygun düştüğünden herhangi bir kan uyuşmazlığı yaşamadım. Özellikle Ankara’daki ilk yıllarım boyunca yakın ilgisini, dostluğunu ve desteğini eksik etmeyen Sn Süleyman İlden’i minnetle anmak isterim.

TAFICS PROJESİ

TAFICS o zamanlara kadar PTT haberleşme altyapısını kullanmakta olan TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) için, askeri ihtiyaçlar dikkate alınarak kurulacak ülke çapında bir haberleşme ağı idi.

Tüm ülkeyi kapsayan 5000km den fazla HDPE  yeraltı kablo kanalı, 8000 km nin üzerinde fiber optik kablo ağı, 340 ın üzerinde kullanıcı merkezi, 622 ve 155 Mbit/s SDH  optik haberleşme teçhizatı, FMX/AMX çoklayıcı sistemler, 155 Mbit/s ve 51 Mbit/s radyo sistemleri, güç sistemleri, denizaltı kabloları, bir bölümü EMP li olan binalar, kuleler, ISDN düğüm santralları, ATM  santralları, ISDN terminal cihazları, görüntülü haberleşme, merkezi şebeke yönetim sistemi kısacası modern bir ulusal haberleşme ağında ne varsa hepsi vardı.

(Kısaltmalar hakkında bir not: İlgilendiğiniz teknik ayrıntı seviyesine bağlı olarak bu açıklama paragrafını atlayabilirsiniz.

  • HDPE : High Density Poly Etylen, yeraltına gömülmeye uygun siyah renkli 50mm çapında dayanıklı ve  esnek kablo  boruları
  • SDH: Synchronous Digital Hierarchy – Doğrusu bunu tek cümle ile açılayacak bir ifade bulamadım
  • FMX/AMX Flexible Multiplex / Access Multiplex, Siemens’in 32 kanal ilk seviyedeki sayısal çoklayıcı -PCM- sistemleri 
  • EMP: Electro Magnetic Protection  – bir nükleer patlama ya da bunu kadar yüksek güçlü bir elektromanyetik yayına karşı dayanıklılık sağlayan önlemler
  • ATM Asynchronous Transfer Mode – Bunun açıklaması da tek cümleye sığmayacak
  • ISDN Integrated Services Digital Network – ses, görüntü ve sayısal verinin aynı abone hattından iletilmesini sağlayan teknoloji)

Tüm bunların entegrasyonu ve uyumlu bir bütün halinde çalışmasının sağlanması da başlı başına bir konu.

SIEMENS Ankara Küçük Esat cephesi

Proje Ofisi Ankara’da idi, başlangıçta şirketin hemen yanındaki bir otele yerleştim, 8-10 gün sonra Siemens’in misafirhane gibi kiralamış olduğu bir eve geçtim, sonunda da Çankaya’da benim için kiralanan bir eve yerleştim. Beş yıl hafta sonları Istanbul/Ankara yolculukları yaparak geçti.

Ankara’da TAFICS’e başladığım günlerden

TAFICS’in benim sorumlu olduğum birinci aşaması 5 yıl sürdü, 2000 yılında geçici kabul aşamasına gelindiğinde de Siemens’le baştan anlaştığımız gibi Istanbul’a döndüm.

Çetin bir proje idi, uykusuz gecelerimin çoğunu bu projenin başında iken geçirdim. SIEMENS bu projeyi Türkiye, Almanya ve İtalya birimleri ve MAKTAŞ ile konsorsiyum halinde yürütecekti.

Kabloları Siemens Mudanya Kablo Fabrikası, SDH ile FMX/AMX erişim teçhizatını Siemens Berlin, santrallar ile radyo sistemlerini Siemens İtalya tedarik edecek, inşaat işlerini de MAKTAŞ yapacaktı. SDH ve FMX/AMX teçhizatının sayıca yeterli olanlarını Siemens Kartal’daki fabrikamızda ürettik.

Müşteri tarafında projeyi yürütme görevi o zamanki PTT nin NATO TAFICS Daire Başkanlığı’na verilmişti. Kullanıcı tarafında da Genel Kurmay Başkanlığı’nın MUBILDESKOM olarak adlandırılan birimi yer alıyordu. Genel Kurmay Başkanlığının J6 olarak anılan bölümünün komutanı olan Koramiral ile aylık toplantılar yaparak projenin gelişimini raporluyorduk. Bunlar bizi terleten hesap verme toplantıları oluyordu.

Bu vesile ile meslek hayatımın başından beri zaten tanımakta olduğum PTT ailesinin yanısıra, farklı bir dünya olan TSK yı da daha yakından tanıma fırsatını buldum. Aramıza katılan emekli albay arkadaşımız Sn Kazım Ergüney de bize askeri jargon ile onları anlama, askerlerle iletişim konularında yardımcı oluyordu. Kendisi bunun yanısıra teknik bilgisi ve sıkıştığım her konuda sonuca götüren enerjisi ile proje boyunca önde gelen can yoldaşlarımdan birisi oldu. Kazım Bey bir işe el atınca bitirirdi.

Proje Ofisinde Kazım Ergüney ile birlikte. Bir teknik problemin çözümünden dolayı gururluyuz.

Konsorsiyum lideri SIEMENS Türkiye idi, dolayısı ile ben de projenin tepe yöneticisi idim, çok uluslu ve çok  disiplinli bir konsorsiyumu koordine ediyordum. Bu nedenle üzerimdeki baskı ağırdı. Siemens Türkiye’nin Haberleşme alanı yöneticisi olan Sn Süleyman İlden’e rapor veriyordum. Projenin önemi dolayısı ile Genel Müdür Zafer İncecik ile de sık sık bir araya gelip toplantılara katılıyorduk.  Ben bu göreve geldiğimde bay Hornfeld Genel Müdür, Sn Zafer İncecik de Haberleşme alanı yöneticisi idi. Birkaç ay sonra Zafer Bey,  Arnold Hornfeld’den Genel Müdürlük görevini devir aldı. Zafer Bey’in yerine de Süleyman İlden geçmişti.

SIEMENS TAFICS Proje Ekibi

Projenin ilk bölümünün daha birinci yıl tamamlanmadan hizmete verilmesi gerekiyordu. İşe başladığım gün daha masama oturmadan başlayarak konsorsiyum ortakları ile bir seri başlangıç toplantıları yaptık ve koşuşturmaca başladı.

Her biri değerli elemanlardan oluşan 20 kişilik bir proje yönetim ekibi ile başladık. SIEMENS bu arkadaşları ben gelmeden önce seçmişti, çoğunluğu ihale aşamasında görev almış, bu sayede projenin ayrıntılarına ve teçhizata hakim mühendisler ve ticari elemanlardı. Benim daha iyilerini seçebilmem zaten söz konusu olamazdı. Ben ihtisaslarını dikkate alarak görev dağılımlarını yaptım, organizasyonu böylece  tamamladık. Bu ekipte proje boyunca başta İncihan USLUEL olmak üzere Asil GÜNAYDIN, Kazım ERGÜNEY, Ali SAPAZ, Necati DURMUŞ, Çiğdem BAZLAMAÇCI, Orhan ERYOL, Bülent ŞEN, Sadık PİŞKİN, Oğuz ŞENER, Ali TOKSOY, Canan ÖZMACUN, Canan ÖZER, Emel GÖZÜTOK, Atilla ÖKER, Funda ARSLAN  ve mali kontrolörümüz Demet AYDIN ile birlikte mücadele verdik. Şoförlerimiz Fatih TAŞAN ve Bahadır ZORLU’yu da anmamak olmaz.

Bu yukarıda anlattığım sadece Proje Yönetim ekibi idi. Sahada çalışacak olanlar ise SIEMENS’in montaj ve devreye alma ekipleri idi. Yani çok büyük ve birikimli bir ekip söz konusu idi. Özellikle 5000km nin üzerindeki HDPE yeraltı güzergahını yapıp 8000 km kabloyu çekecek olan gruba en çetin görevlerden birisi düşüyordu. Dağda bayırda, yol güzergahlarında açıkta çalışarak zamana karşı yarışacaklardı. Bu grubun başında Serdar KARSU vardı.

Teçhizat montajı ve devreye alınmasından sorumlu olan ekibin başında da Ömer GÖKÇE vardı.

Arkamda böyle bir ekibin ve genelde SIEMENS gibi bir gücün varlığından dolayı çok şanslı idim.

İşin SIEMENS İtalya santrallar tarafında Giorgio MORANDİ adındaki arkadaşla muhatap oluyorduk. Bu sempatik arkadaşımız daha sonraki İŞTİM Projesinde de bizimle birlikte yer aldı. İtalya SIEMENS askeri standartlara adapte edilmiş ISDN abone santrallarını, ATM santrallarını ve Radyo Sistemlerini tedarik edecekti. Bunlar Projenin önemli parçaları idi. Radyo sistemleri için de Sn Nejat ILGAZ ile muhatap oluyorduk.

TAFICS Müşteri Heyeti Kartal’da güç kaynakları üretimini inceliyor.

Projede başlangıçta ATM santralları yoktu. Sözleşmede yer alan X.25 paket anahtarlamalı santrallar sözleşme müzakereleri sonuçlanana kadar demode olmuşlardı. Gelişen teknoloji ile, çok daha yetenekli ve hızlı ATM santrallar varken artık kimse X.25 santral istemiyordu. X.25 paket anahtarlama üretimine geri dönmek son derece saçma görünüyordu. Ancak, böyle bir değişiklik şartnameden sapma anlamına geleceğinden müşteri tarafı tereddüt ediyor, kimse bunun sorumluluğunu almak istemiyordu. Halbuki tek bir ATM santralı sözleşmedeki çok sayıdaki (Hatırladığım kadarı ile 12 kadar) X.25 santralının tamamından daha fazla haberleşme kapasitesi sunuyordu. Bunların yerine sunulan ATM santrallı çözüm karşılaştırılamayacak kadar büyük kapasite sağlıyordu. Sonunda, uzun ve sancılı müzakerelerin ardından ATM santrallı çözüm onaylandı ve yürürlüğe kondu.

NATO TAFICS Daire Başkanları Yüksel Yarangümeli ve Ali Rıza Bey Kartal Fabrikamızda

Projeye daha sonra Kıbrıs R/L bağlantısı ve oradaki fiberoptik kablo, hat teçhizatı ve kullanıcı merkezleri de eklendi. Bu ve bunun gibi her bir eklenti ya da değişiklik başımdaki saçların biraz daha eksilmesine yol açan çetin müzakereler ile sonuçlandırılıyordu. Bir yanda müşteri, öte yanda kendilerine bir zarar gelmesin diye kartal gibi izleyen  Konsorsiyum ortakları. Zaman zaman benim dahi telefonları çarparak karşımdakinin yüzüne kapattığım anlar olmuştu. Beni tanıyanlar bunun ne kadar sıra dışı bir durum olduğunu takdir edeceklerdir.

Proje içinde TUBITAK ile de işbirliğimiz oldu. TUBITAK UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü) daki ekip benim TELETAŞ’taki arkadaşlarımdan oluşuyordu. Bu arkadaşlar TAFICS şebekesinde kullanılacak olan kripto cihazlarını geliştiriyorlardı. Bu cihazlar bizim 2 Mbit/s sayısal hatlarımızın üzerinde çalışıyorlardı. TUBİTAK ile uyumlu bir çalışma yürüttük, işin bu tarafı da başarı ile sonuçlandı.

TUBİTAK’a bir konuda daha işimiz düştü. Kurduğumuz sistemin AMSG719 standartları ile uyumlu olması için kullanmak zorunda olduğumuz filtreler vardı. Geliştirme çalışmalarına benim de el attığım söz konusu band geçiren filtrelerin testi ve onayı için TUBİTAK’a başvurduk. Bu konuda TUBİTAK’ın da çalışmaları olduğundan konuya vakıf idi. Filtreler üzerinde talep edilen testleri yaptı, sonuçlar olumlu çıkınca, müşteriye sunulmak üzere gereken raporları verdi.

TUBİTAK daha sonra kurulu sistemler üzerinde de radyasyon ve kaçak testleri yaptı, gereken raporları düzenleyerek verdi.

Proje kapsamındaki önemli bir konu da şebeke yönetim sistemiydi. TNMS (Telecommunication Network Management System) olarak adlandırdığımız bu sistem kurulacak olan şebekenin işletimi ve ayakta tutulması için hayati önemdeydi. Kontrol Merkez(ler)inden tüm şebeke donanımının izlenmesi ve yönetimini sağlıyordu. Bu sistemin kurulacak şebeke ve şartname isteklerini dikkate alarak tasarlanarak gerçekleştirilmesi gerekiyordu, ve benim hiç bilmediğim bir konu idi. Neyse ki SIEMENS’de gereken birikim ve uzmanlar vardı, bu işler benim hemen hemen hiç müdahil olmama gerek kalmadan yürütüldü.

TNMS için başlangıçta Almanya’dan Dr Metin EKE’yi ekibimize aldık. Dr EKE konunun uzmanı, tecrübeli ve titiz bir bir kişi idi. Bir konu konuşulup karara bağlandıktan sonra kararlardan sapmadan sonuçlandırılmasını isterdi. Karar değişiklikleri, sonradan akla gelen talepler, belirsizlikler onu sinirlendiren hususlardı, ve sinirlendiğini göstermekten de kaçınmazdı. Projenin bu kısmına Dr Eke’nin verdiği ivme ile başladık, devamında da Tunç Özcivelek arkadaşımız ile tamamladık.

TAFICS-Genel Kurmay Bşk dan misafirlerimle
TAFICS-Istanbul’a dönüşümden sonra Genel Kurmay’dan ziyaretçilerimle

Proje herhangi bir gecikme olmadan başarı ile tamamlandı. Böylesine çetrefil bir projeyi bu şekilde tamamlamış olmak meslek hayatımın gurur duyduğum bölümlerinden birisidir. Bunu takibeden ikinci aşamayı da SIEMENS üstlendi, projenin bu aşamasını Ankara’daki arkadaşlarım yürütüp tamamladılar.

GSM PROJESİ – İŞTİM

2000 yılında Istanbul’a döndüğümde İŞTİM GSM Proje Yönetiminde görevlendirildim. Hükümet o günlerde mevcut Turkcell ve Telsim’e ek olarak üçüncü ve dördüncü GSM operatörüne de lisans verme kararı vermişti. Lisans ihalesini kazananlardan birisi İtalyan TIM (Telecom Italia Mobile) ve İş Bankası konsorsiyumu idi. Konsorisyumun adı “İŞTİM” oldu.

Kurulacak şebekenin adını da “ARIA” olarak belirlediler. Aynı ihalede ikinci lisansı da NORTEL şirketi aldı, onlar da AYCELL adlı şebekeyi kurmak üzere harekete geçti. İki konsorsiyum arasında bir yarış başlamıştı.

İŞTİM şebekeyi kurmak üzere SIEMENS ve ERICSSON ile sözleşme yaptı.

Sözleşme müzakerelerinde ben de yer aldım. Zaman kazanmak üzere şebeke planlama çalışmaları çok önceden başlamış, hatta baz istasyonlarının kurulacağı yerlerin kiralanmasına da girişilmişti. Ben göreve geldiğimde Kartal’da hummalı bir faaliyet yürütmekte idi. Daha sözleşme imzalanmadan Istanbul, Ankara ve İzmir’de pek çok yer kiralanmıştı. Herkes rakiplerine göre daha hazırlıklı ve avantajlı olarak masaya oturmak istiyordu.

SIEMENS İŞTİM Projesinde ticari partnerim Aksel Karaşahin ile

GSM şebekesi kuruluşunda ilk adım hücresel şebekenin projelendirilmesiydi. Bunun için birkaç yüz metreden birkaç on kilometre çapına kadar bölgelerde (hücreler) beklenen trafik yoğunluğu ve fiziksel engeller de dikkate alınarak nerelere baz istasyonu yerleştirileceği belirleniyor, sonra bu noktalara gidilerek uygun bina ve yüksek noktalar seçiliyordu. Her bir baz istasyonu için kapsamlı bir dosya hazırlanıyordu. Bu işi bu konuda ihtisaslaşmış uluslararası bir ekip yapıyordu.

İŞTİM Proje yönetimi ile bir toplantı

Temmuz 2000 de TIM ile sözleşme imzalandı ve fiilen şebeke kurma işine giriştik. Ancak, İŞTİM Istanbul ve batı Anadolu’yu ERICSSON’a, Ankara ve doğusunu da bize vermişti. Bu tercih edeceğimiz bir durum değildi ama elden gelen birşey yoktu.

Proje yine çok uluslu bir ekip tarafından yürütülüyordu. Bu defa proje lideri Almanya idi. Bu nedenle Almanya’dan bir proje lideri atandı, Ralph Stöhr. Ralph saha çalışmalarında tecrübeli olan Frank Schaefer’i de yardımcı olarak getirdi. Ben ve ticari partnerim Aksel Karaşahin işlerin Türkiye ayağından sorumlu idik. İşin bu kısmı saha aktivitelerini yani kiralama, montaj, devreye alma işlerini kapsıyordu. Siemens Türkiye’nin montaj ve devreye alma ekibi devrede idi. İtalya’dan da Giorgio MORANDI proje ekibinde yer almıştı. Radyo sistemleri Siemens İtalya tarafından tedarik edilecekti.

SIEMENS Fındıklı ofisimden manzara

Kartal’daki ilk birkaç ayın ardından ofisleri Maçka’da olan müşteriye yakın olmak üzere SIEMENS’in Fındıklı’daki binasının en üst katına taşındık. Muhteşem bir boğaz manzarasına karşı çalışıyorduk. Ankara’nın hiç ısınamadığım kuru ve gri ortamından sonra burası çok iyi gelmişti.

Siemens Fındıklı – Meclisi Mebusan Caddesi 125

Projenin benim payıma düşen kısmı, beni teknik konulardan çok baz istasyonları için kiralama işleri ile meşgul ediyordu. Bir şekilde tetiklenen “baz istasyonları kanser yapıyor” hengamesi başımı ciddi şekilde ağrıtıyordu. Kendini bilirkişi olarak kabul ettirmiş ünvanında “Profesör” başlığı yer alan kişiler, Desibel’in ne anlama geldiğini dahi bilmeden ahkam kesmekte ve itibar görmekte idiler. Ayaklanan ahali montaj ekiplerimizi kovuyor, dövüyordu. Herkes konunun uzmanı kesilmişti.

SIEMENS İŞTİM – Nevşehir’de bir baz istasyonu

Yeni sistemlerin 1800 MHz de çalıştığını, 900MHz de çalışan öncekilere göre çok daha fazla kanser yaptığını (zira içinde MHz denen şeyden çok daha fazla vardı !) iddia ediyorlardı. Türkiye’deki yönetmelikler ise dünya sağlık teşkilatının önerdiği seviyelerin dörtte birine izin veriyordu. Tüm baz istasyonları hizmete verilmeden önce bağımsız (tam olarak hatırlayamıyorum TUBITAK olabilir.) bir otorite tarafından ölçümler yapılarak onaylanıyordu. Sözde uzmanlar, baz istasyonlarının şehir dışına taşınması gerektiğini iddia ediyorlardı. Hücresel şebeke yapısının buna izin vermediğini anlatmaya kalkıştığımızda kimseye dinletemiyorduk, bizler halk sağlığını değil kendi menfaatini düşünen çok uluslu emperyalistleri temsil ediyorduk. Başlarına dayayarak konuştukları cep telefonlarının beyinlerini baz istasyonlarından kat kat fazla güçlü bir yayına maruz bıraktığını anlatmaya çalışıyorduk ama anlayan bulamıyorduk. Bu konuda uluslararası bir çalışma grubunda da yer aldım, ama buradan çıkan bilimsel açıklamalara kimsenin kulak astığı yoktu.

Neyse bu konu başlı başına bir macera olarak uzun bir hikaye olur, onun için burada keseyim.

SIEMENS İŞTİM GSM Proje ekibinin Türkleri

Proje kapsamındaki 621 baz istasyonunu 2003 yılı başlarına kadar kurup devreye aldık ve bu şebekenin kesin kabulü de yapıldı.

Ve bu tarihlerde TIM, Türkiye’de giriştiği bu yatırımın geri dönüşünden mutlu değil idi. Benzer durum Aycell için de söz konusu idi. Ve, Aria-Aycell birleşmesi gündeme geldi. Onlar birleşip “Avea” oldular, benim de GSM alanındaki hayatım sona erdi.

GSM konusu açılmışken, bu dönemde TELSİM de şebekesini genişletmek için ekipman tedarikçileri ile görüşüyordu. Bunlardan birisi SIEMENS, bir diğeri de MOTOROLA idi. TELSİM’le müzakerelere ben de katıldım. O sıralarda TELSİM’in sahipleri Uzan ailesi idi, uzlaşılması zor ve işe yaklaşımları bizim açımızdan çok zorlayıcı idi. Sonunda SIEMENS Almanya’nın koymuş olduğu kırmızı çizgilerden birisinde mutabakat olmayınca biz müzakerelerden çekildik. Onlar MOTOROLA ile devam ettiler ve çok geçmeden SIEMENS yönetiminin bu işten çekilmekle ne kadar isabetli bir karar vermiş olduğunu gördük.

SIEMENS KARTAL ELEKTRONİK FABRİKASI (CPR)

SIEMENS’in Kartal yerleşkesinde CPR olarak adlandırılan Elektronik Cihaz Fabrikasını TAFICS döneminde tanımıştım. TAFICS’in nisbeten yüksek sayılardaki SDH panoları ile FMX ve AMX çoklayıcı sistem kartlarını üretiyordu. Daha önceki dönemlerde de SIEMENS’in sayısal santralı olan  EWSD üretimlerini yapmış, simdi bu üretim sona erdiğinden sadece onarım hizmeti vermekte idi.

SIEMENS Kartal

Benim Elektronik Üretim tecrübemi dikkate alan şirket yönetimi bu fabrikanın teknik sorumuluğunu ve iş geliştirme yönetimini üstlenmemi önerdi, bu fikri memnuniyetle karşılayarak göreve başladım. Benden önceki yönetici olan Sn Nur Özdemir sağlık nedenleri ile ayrılmak zorunda kalmıştı. Ben bu görevi fabrikadaki işlere ve personel yönetimine hakim olan Aleaddin Gülbüken ile yürütecektim.

EWSD santral üretiminin bitişi, hatta onarıma gelen kartların dahi azalması, o sıralarda ana müşterisi olan TAFICS projesinin ilk aşamasının tamamlanmış olması nedeniyle fabrikanın işleri azalmaktaydı. Fabrikanın teknik yetenekleri SIEMENS’in katı standartlarını karşılayacak seviyedeydi. Ancak manuel montaj ve depolama alanlarının kısıtlı olması, gerekse yüksek işçilik maliyetleri nedeniyle tüketim cihazları alanına hitap etmesi mümkün değildi. Ama askeri elektronik alanına çok uygun düşüyordu. Bir de TAFICS projesinin devamı için daha fazla sayıda kart üretimi düşünülebilirdi. Bunun için biraz daha yatırım gerekiyordu.

SIEMENS Kartal Tesislerimizde TAFICS için üretilen bir SDH kartı

İş geliştirme alanında bu iki düşünceyi hayata geçirmeye karar verdik. Aslında TAFICS de yerli katkının arttırılması yönünde de bir baskı vardı. Bu proje için daha fazla SDH kartını üretmek üzere ilave test düzenekleri, daha hassas ve hızlı dizgi makinaları, azot atmosferli yeni bir lehimleme makinası ile X-Ray görüntüleme cihazı yatırımları için yönetimden onay aldık.

Sıra yeni iş alanları ve müşteriler bulmaya gelince askeri alanda çalışan yerlere yöneldik. TUBITAK’taki arkadaşlarımız da kalite sorunları ile başlarını ağrıtmayacak, küçük hacimli ve prototip üretimleri nazlanmadan yapacak bir partner arayışında idiler. Fason iş yapan çok sayıda tedarikçi bulunmakla birlikte bu alandaki üretim hassasiyet ve güvenilirliğini biz karşılayabiliyorduk. TUBTAK UEKAE nin bu tür işler için açtığı ihalelere katılıp kazandık, bir süre çalıştıktan sonra da karşılıklı güven ile uyumlu bir çalışma başlatmış olduk. Daha sonra bu alandaki müşterilerimize ASELSAN ve ROKETSAN da katıldı.

Bu dönemde TUBITAK UEKAE ile bir başka işbirliğimiz daha oldu. TAFICS paragrafında sözünü ettiğim enerji filtrelerinden epeyce bir miktar daha gerekiyordu. Öncekinin tasarımı bana ait olduğundan bunu Fabrika’da üretebilirdik, ancak önceki onay belirli bir sayıdaki üretim için geçerli olduğundan bu yeni üretim partisi için  TUBİTAK UEKAE den yeniden onay almak gerekiyordu. Halbuki bu arada TUBİTAK da kendi filtresini geliştirmiş ve buna müşteri arıyordu, hatta epeyi bir malzemeyi de tedarik etmişti bile. Yani, TUBİTAK ile rakip olmuştuk ve bizim ürünümüze onay vermelerini istiyorduk. Sonuçta işi tatlıya bağladık, ben SIEMENS olarak TUBİTAK UEKAE nin tasarımını ellerindeki tüm malzeme ile satın aldım. Onların zaten üretim yeteneği yoktu, ürettirmek için  muhtemelen bize geleceklerdi. Böylece, onay problemi çözüldü, TUBİTAK UEKAE ürününe müşteri buldu, elindeki malzemeleri değerlendirdi, ben de küçük miktarlardaki bir sürü malzemenin tedariğiyle uğraşmaktan kurtuldum. Fabrikama da iş yarattım. Herkesi mutlu eden bir çalışma oldu.

Fabrika üretiminin repertuarında yer alan FCT (Fixed Cellular Terminal) adı verilen bir cihazın yeni modellerinin tasarımında da -kişisel elektronik tasarım merakım yüzünden- bizzat yer aldım. Çok emek verip iyi ürünlere ulaşmamıza rağmen, bu yeni modelleri satamadan üretimine son verdik. Ama ben GSM tabanlı ürün tasarımını öğrenmiş oldum. Bu tür cihaz tasarımlarına ileriki yıllarda amatör olarak devam ettim.

FABRİKADA TASARIM VE GELİŞTİRME ÇALIŞMALARIMIZ

Yukarıdaki paragrafta da söz ettiğim gibi, iş geliştirme kapsamında fabrikaya üretilecek yeni ürünler kazandırmak için çaba harcıyorduk. GSM tabanlı cihazlar bize uygun düşüyordu, zira SIEMENS’in üretip satışını yaptığı TC25..35..55 modüllerini kullanarak bir şeyler yapmak hem fabrikaya yeni bir iş alanı açabilecekti, hem de SIEMENS’in bu modülleri için yeni bir müşteri yaratacaktı.

Ben, iflah olmaz bir elektronik mühendisliği bağımlısı olarak bu kadar alet edevat, üretim olanağının içine düşmüş birisi olarak bu çalışmaların dışında kalamazdım. Arkadaşlarımı yönlendirdiğim gibi kendim de bizzat tasarım çalışmalarının içinde idim.

Cüneyt Bilge, Metin Kaplan, Bilgen Bengü, Murat Erman özellikle tasarım çalışmalarına yönlendirdiğim arkadaşlarımdı. Cüneyt’in, tasarım çalışmalarının dışında üretimdeki diğer ürünler için mühendislik desteği de vermesi gerekiyordu, bu nedenle gözleri kan çanağına dönene kadar mesai saatlerine bağlı kalmadan çalışıyordu.

FCT dışında, yaptığımız inovasyon toplantısı sunumlarında ilgi çeken, o zamanki TELSİM ile ticari görüşmelere konu olan yeni ürünlerimiz oldu, ama maalesef bunları üretime geçiremeden çalışmalara son verdik.

Fabrikadaki görevim 2006 da son erdi ve ben tekrar Proje Yönetimine döndüm.

PROJE YÖNETİMİ

SIEMENS’in Haberleşme Biriminde Proje Yöneticisi olarak işe başlayıp iki büyük projenin yönetiminde görev almakla birlikte o zamanlar Endüstri Biriminde başlı başına bir “Proje Yönetimi” bölümünün olduğunu bilmiyordum. SIEMENS’in Haberleşme Birimlerini Nokia ile ortak olduğu NOKIA-SIEMENS NETWORKS şirketine devretmesi ile benim de oradaki görevim sona erdi. Ben yine SIEMENS’de  devam ettim ama bu defa Endüstri Biriminin Proje Yönetimi bölümünde.

I&S Proje Yönetimi ekibi, Genel Müdürümüz Hüseyin Gelis ile

Bu dönemde SIEMENS proje yönetimine daha da sistematik bir yaklaşım benimsemeye karar vermişti. Buna göre tüm proje yöneticileri tanımlanmış bir sistematiğe uygun olarak çalışacaklar, bunun için gereken zorunlu eğitimleri alacaklar ve sertifikalandırılacaklardı. Önceki eğitimleri, aldıkları kurslar ve tecrübeleri ne olursa olsun herkes için geçerli idi ve uygulandı. Ben de Siemens Standartlarına göre Proje Yöneticisi olarak eğitimlerimi aldım, sınavlarımı verdim ve sertifikamı aldım. Bunun ötesi olan Senior Proje Yöneticisi ve Proje Direktörlüğü yaşım itibari ile benim menzilimin ötesinde kalıyordu. Şirket geriye kalan sayılı yıllarım için böyle bir yatırım yapamazdı. Her neyse, PM sertifikası ile de hatırı sayılır büyüklükte projeler yönetebiliyordum.

Proje Yönetimi ofisi

Bu birim Endüstri ve Otomasyon Projelerini yürütüyordu, yani benim mesleki uzmanlık alanımın dışındaki ekipmanları kullanıyordu. Ama Proje Yönetimi üniversal bir ihtisas konusu olduğundan bu durumun bir engel teşkil etmemesi gerekiyordu. Öyle de oldu, ama zaten bu alanda yetişmiş olan arkadaşlarıma göre çok daha zorlayıcı oldu.

I&S Proje Yönetim Bölümünün başında Sn Doğan GÜMELİ vardı. Yönetimini üstlendiğim projelerden bazılarında Mete ERKAL ile kolkola çalıştık, sahada da daha sonra Proje Yöneticileri ekibine katılan Fatih BUDAK ve Aydın YALÇIN ile çalıştım. Bu arkadaşların her birisi hatırı sayılır büyüklükteki şirketlerin yönetimlerini gözüm kapalı emanet edebileceğim yetkinlikte idiler.

PM GRup toplantılarından

Proje Yönetim birimi huzurlu ve uyumlu ortamı, tüm arkadaşlarımın nezaketi ve yardım severliği ile hafızamda yer etmiştir.

Burada Siemens Otomasyon Bölümü (A&D) nin proses otomasyon cihaz ve sistemleri, motorları ile sürücüleri (Drive), Endüstri Bölümünün de enerji ekipmanı, şalter, kesici, ayırıcı, panolarını kullanarak Endüstri Tesisleri kuruyorduk.

SIEMENS Simatic S7-400

Otomasyon sistemlerinin temel yapı taşı Simatic PLC ekipmanı idi. Sahadaki proses ekipmanından gelen sinyalleri işleyerek yine sahadaki vanalar, şalterler, motorlar, kontrol edilecek her ne varsa komut sinyallerini gönderen akıllı cihazlar bunlar oluyor. Kurulacak olan tesise yönelik olarak bunlardan oluşan bir sistem tasarlanarak programlarının geliştirilmesi bir Otomasyon Mühendisliği çalışması gerektiriyordu. Bu uzmanlık alanında yetişmiş bir mühendislik ekibi vardı, ve bu birimde çalıştığım sürece hep birlikte olduk. İşlerinin ehli olan bu arkadaşlar sayesinde hiçbir projenin otomasyonunda sorun yaşamadım.

PLC ile Endüstriyel Otomasyonun ilginç konularından birisi de Otomasyon Sisteminin insan arayüzünü oluşturan kontrol panoları ve ekranlarıdır. SIEMENS’in Otomasyon repertuarındaki WinCC olarak anılan yazılım paketleri kullanılarak Endüstriyel PC ler ve bunlara bağlı büyük ekranlarda proses grafik olarak görüntülenip kullanışlı bir  arayüz sunulurdu. Bu ekranlar üzerinden koca bir tesisi tüm ayrıntıları ile izleyerek kontrol etmek mümkün olmaktaydı. Bu kontrol merkezleri büyük işletmelerde vazgeçilmez olduğu gibi aynı zamanda tesisin vitrinini de oluştururlar.

Burada bu konuda en çok birlikte olduğumuz Ergün Çetin ve Umut Pekçe arkadaşlarımı anmadan geçemeyeceğim. Konularının uzmanı ve keyifle çalışılan arkadaşlardı.

SIEMENS Sitrans basınç sensörleri

Sahada kullanılacak proses ekipmanının seçiminde bana epey iş düşüyordu. Bunları öğrenmek için epeyi ders çalışmam gerekiyordu ve hiçbir zaman da sonu gelmiyordu.

Bunların bir bölümü, özellikle basınç sensörleri  SIEMENS Otomasyon bölümünün ürünleri idi, ve bu konuda onlardan destek alabiliyordum, tabi nihai sorumluluk bende oluyordu.

Yeri gelmişken yürülükteki ana prensibi belirtmekte yarar var, Proje Yöneticisi her zaman her şeyden sorumludur. Hizmet aldığınız kişi ya da grupların hata yapmış olmaları sizin Proje Yöneticisi olarak proje başarısındaki sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz.

Siemens dışı kaynaklardan da epeyi proses ekipmanı alınması gerekebiliyordu, o zaman işim daha da güçleşiyordu. Ama sonuçta hiçbir şey yerde kalmıyor, sonuca ulaşılıyordu.

SIEMENS Sinamics Sürücülerden birisi

Bir başka temel endüstriyel bileşen Motorlar ve Motor Sürücüler idi. Sonuçta kurulacak her tesiste hareket etmesi gereken bir sürü -bazan yüzlerce- makina oluyordu. Bu ekipman da SIEMENS’in ihtisas gruplarından tedarik ediliyorlardı. Bunların seçimi ve projelendirmesi de şirket içindeki muhtelif mühendislik gruplarınca yapılıyordu.

Bu cihazların sahadaki montajdan sonra devreye alınması da bir ihtisas konusu idi. Çoğu zaman bir motorun hızlanması, frenlenmesi, bu sırada yükün ve proses içindeki diğer hareketli bileşenlerle uyumunun sağlanması özel ayarlar gerektiriyordu. Bu da bilgi ve tecrübe gerektiren bir husustu. Bu konuda en çok mühendislik ekibinden İbrahim EKİNCİ arkadaşımız ile çalıştım.

Motor sürücüleri yerleştirdiğimiz panolar, gerek motorlar gerekse başka yükleri enerjilendirdiğimiz şalterleri, koruyucuları yerleştirdiğimiz panoların projelendirmesi de ayrı bir mühendislik konusu idi. Bu projelendirme işini duruma göre panoları üretecek olan üreticiye -ki bunların en büyüğü şimdi Gebze’de olan SIEMENS Fabrikasıdır- hazırlatıp, inceleme ve onaylama işini gene biz yapardık.

2014 de katıldığım PM Day etkinliğindeki kitapçıkta yer alan sayfam. 2012 de yaş nedeni ile emekli olup sözleşmeli olarak devam etmekte olduğumdan artık “.ext” statüdeyim.

Bu genel girişten sonra gelelim başlıca projelerime:

TRAKYA CAM YENİŞEHİR PROJESİ

TRAKYA CAM Bursa Yenişehir’de iki hattan oluşan yeni bir düz cam üretim fabrikası kuruyordu. Elektrik ve otomasyon işlerini SIEMENS üstlenmişti. Ben Proje Yönetim Bölümü’ne katıldığımda Proje Yöneticisi Mete Erkal idi, ancak üzerindeki iş yükünün ağırlığı nedeniyle yardıma ihtiyacı vardı. Ben 2006 sonbaharında Mete’ye destek güç olarak katıldım ve işin otomasyon tarafının yönetimini üstlendim. Mete de elektrik-enerji tarafını yönetecekti.

Proses kontrol ekipmanına bir örnek

Haberleşme sektöründen gelen bir kişi olarak öğrenmem gereken çok şey vardı, üstelik yine yeni bir departman ve ortamdaydım, buradaki işlerin yürüyüşünü de öğrenmem gerekiyordu. Üstlendiğim görev ciddi bir proses kontrol ve otomasyonu projesinin yönetimi idi. Kolları sıvayıp şartnameyi okumaya bir yandan da gereken proses kontrol ekipmanını hem öğrenip hem seçmeye, siparişlerini vermeye giriştim. Vakit çok dardı, zira gelecek yılın baharında fırınların ateşlenmesi hedefleniyordu. Adını dahi ilk defa duyduğum pek çok ekipmanı öğrenip bazılarının projelendirmesini de yaparak siparişleri verdim.  Proses cihazlarının önemli bölümü SIEMENS Otomasyon Biriminin ürünleri idi, bu konuda onlardan destek alabiliyordum. Ancak bir sürü başka ekipmanın da başka kaynaklardan alınması gerekiyordu, işte o tarafta kendi başımaydım. Neyse sonuçta göreve başlayışımı izleyen 2 ay içinde tüm siparişleri verdim. Montaj ekiplerimizi oluşturup saha montaj ve devreye alma çalışmalarına da giriştik. Biraz heyecanlı da olsa-ki genelde hep öyledir- proje planlandığı gibi tamamlandı.

Fırınlar takibeden yılın (2007) yaz başında ateşlendi. Bu arada belirtmekte yarar var, bir cam fırınının ateşlenmesi bir bakıma geri dönüşü olmayan önemli bir olaydır. Fırın ateşlendikten sonra 2-3 hafta kadar ısınma ve rejime girme süreci oluyor. Fırın kontrollu biçimde cam ergime sıcaklığına doğru ısındıkça genleşen fırın çeperlerinde günlerce süren bir koşuşturmaca içinde ince ayarlar yapılır.

Artık bu fırın en az 10 yıl aralıksız yanarak cam üretecektir, durup soğumaması gerekmektedir. Yani yapmış olduğunuz işlerde “pardon yanlış olmuş düzeltelim” demek gibi bir seçeceğiniz yoktur.

Ateşlemeden sonra ilk camın soğutma hattına girişi sırasında tesisin kurulması için aylardır çabalamakta olan personelin ağladığını görmek çok duygulandırıcı bir manzara idi.

İSDEMİR KOK/KÖMÜR PROJELERİ

Proje Yönetim Bölümündeki ilk projelerimden ikisi de DemirÇelik sektöründen oldu. İSDEMİR’in Kömür Hazırlama ve Kok Manupilasyon projeleri yine yepyeni bir alanda idi. Ancak Proje Yöneticisi için hayat hep böyle oluyordu. Temiz ve ameliyathane gibi tozsuz, klimatize odalarda mikroskop altında mikroskobik boyutlardaki komponentlerle yaptığımız üretimlerden sonra bir somunun  5 kilo geldiği kömür tozuna bulanmış bir ortama geçiş yadırganmayacak bir şey değildi.

İSDEMİR’de 1970 lerin teknolojisiyle gerçekleştirilmiş donanım, 40 yılın yorgunluğunu taşıyor.

Isdemir temeli 1970 de atılarak ilk ünitelerinin devreye alınışı 1975 de olan dev bir sanayi kuruluşu. Sürekli yenileme ve modernizasyon çalışmaları yapılıyor. Benim bu iki projem de modernizasyon projeleri arasında yer alıyordu. 1970 lerin teknolojisi ile gerçekleştirilerek 40 yıllık yıpranmışlığın ardından modern teknolojiyle yenilenen tesislerideki değişim çok çarpıcı oluyordu. Aslında o günkü teknolojiyle bu işlerin yapılabilmiş olması ve 40 yıl çalışmış, hatta hala çalışıyor olması insanda hayranlık uyandırıyor.

Modernizasyon sonrasında görünüm çok değişiyor.

Bu projeler nisbeten küçük boyutlu olmakla birlikte benim bu alandaki ilklerimden olduklarından epeyi zorlayıcı olmuşlardı.

Laf aramızda, Proje Yönetimi kariyerimde tekrar niteliğinde tek bir projem dahi olmadı.

DENİZ KUVVETLERİ YANGIN VE YARA SAVUNMA SİMÜLATÖRLERİ

Deniz Kuvvetlerinin Gölcükte yaptırdığı iki simülatörün Elektrik ve Otomasyon işlerinin yapımını SIEMENS alt yüklenici olarak üstlenmişti. Ana yüklenici METEKSAN idi. Tesislerin birisi yara alıp su almakta olan bir gemiyi simüle ederek erlerin gerçekçi bir ortamda yara onarma eğitimi almasını sağlıyordu. Diğer tesis ise yine bir geminin muhtelif bölümlerinde çıkarılan yangınları simüle ediyordu. Erler burada geminin örneğin ana makina dairesinde çıkan bir yangını nasıl söndüreceklerini yine çok gerçekçi bir ortamda öğreniyorlardı. Burada bir de denizaltı simülatörü yer alıyordu.

Bu Proje bir geliştirme niteliğinde idi. Yani projede tasarım söz konusu idi.

Projenin Askeri olması nedeni ile çok özel ve ağır prosedürlere tabi idi. İşin gerçekleştirilmesi bir yana, diğer projelerde söz konusu olmayan binlerce sayfa dokümanın üretimi, projenin muhtelif aşamalarında doküman sunumu ve onayların alınması gerekiyordu. Benim payıma Proje Yönetiminin yanısıra dokümantasyon ve konfigürasyon yönetimi de düşmüştü. Ayrıca, alarm ve anons sistemleri tasarımı ile SPT olarak anılan ses basınçlı telefon sistemleri projelendirmesini yapmam ve bir İspanyol şirketine ürettirmem de gerekti.

PAS System
Alarm ve Anons Sistemi PAS

Bu sistemlerin montajını benim yaptığım çizim ve yönergelere göre benim desteğimle müşteri yaptı. Devreye alma işlerini de bizzat ben yaptım. Yani Proje Yöneticisi de olsam elektronik mühendisliği söz konusu olduğumda elimi uzatmadan duramıyordum.

Projenin esas konusunu oluşturan Otomasyon konusunu ise SIEMENS deki otomasyon ekibimiz ele alarak benim teknik ayrıntılarla uğraşmama meydan vermeden tamamladı. Bu noktada Umut PEKÇE ve ekip arkadaşlarının yetkinliğini ve başarısını anmadan geçmek olmaz. Proje çok uzun sürmekle birlikte bizim kapsamımızdaki işleri alnımızın akı ile tamamlayıp teslim ettik.

DSI SULAMA POMPA İSTASYONU

Adana Narlıören’deki bu proje bir ovaya su veren şebekenin pompa istasyonunun  motorlarının, yol vericilerinin, elektrik ve otomasyon donanımının projelendirilerek gerçekleştirilmesinden ibaretti.

Proje küçük de olsa ana yükleniciden kaynaklanan nedenlerle sonlandırılması uzun sürdü.  Bizim kendi payımıza düşen işleri tamamlamamızın üzerinden bir seneyi aşkın bir süre geçmesine rağmen nihai müşteriye teslimi yapılamamıştı. Bu bekleme süreci bizim içimizdeki prosedür ve iş planlarını aksattığından bu proje teknik konular değil, hakedişlerin tahsili ve projenin kapatılması çabalarının öne çıktığı bir iş olarak hafızamda yer etti.

KAYSERAY TRAMVAY PROJESİ

Raylı sistemler SIEMENS Ulaşım bölümünün iş kapsamındaki projelerdi. Kayserinin ilk tramvay hattını YAPI MERKEZİ yapıyordu. Biz de SIEMENS olarak Elektrik ve Otomasyon işlerini alt yüklenici olarak yürütüyorduk. Hat boyunca tramvayları enerijilendiren  direkler ve katener denilen  besleme hatları da bizim iş kapsamımızdaydı.

Bu projeye Ulaşım Bölümü içindeki bir proje yöneticisi ile işe başlanmış, ancak sahadaki elektrik işlerinin henüz başlarında iken bu arkadaşımız ayrılma kararı almıştı. İşin devamını getirme görevi bana ve ticari sorumlu olarak da Mert AÇIKKOL arkadaşıma verildi. Benim ilk raylı sistem tecrübem olacaktı, iş büyük ve ihtisas gerektiren bir konu idi. Üstelik başka bir bölümün başlayıp bir noktaya getirdiği projeyi ele alıp götürmenin kendine has ilave güçlükleri vardı. Bizden önce aylar hatta yıllar sürmüş bir geçmişi, yaşanan ve aşılan güçlükleri, anlaşmaları, anlaşmazlıkları, projenin finansal ve teknik ayrıntılarını vb. herşeyi çok kısa bir sürede öğrenip kavramamız ve işi duraksatmadan devam ettirmemiz gerekiyordu. Bu defa da Mete ERKAL arkadaşım destek olarak imdada yetişti, işin başlarında birlikte omuzladık. Proje yönetimini tramvaylar işlemeye başlayıp geçici kabul aşamasına geldiğinde tekrar Ulaşım birimine iade ettik.

KAĞIT PROJELERİ

Kağıt sanayi de ayrı bir ihtisas alanı. Ben iki modernizasyon projesinde yer aldım. Bunlar motorlar, sürücü sistemleri ile otomasyon işlerini kapsayan projelerdi. Kağıt sektörü projeleri mali boyutları açısından nisbeten küçük ve kısa süreli projeler de olsa bu teknolojiye has önemli bir birikim ve ihtisas gerektiriyordu. SIEMENS’in bu sektöre yönelik özel otomasyon paketlerini kullanıyorduk. Hem bu paketlerin eğitimini almış hem de tecrübe kazanmış uzmanlarla çalıştığımızdan hızlı ve sorunsuz olarak sonuca ulaşıyorduk. Burada yine mühendislik ekibimizden Umut PEKÇE ve özellikle İbrahim EKİNCİ’yi anmadan geçemeyeceğim. Kendilerine bunlar ve onlarla çalıştığım pek çok başka projedeki uzmanlıkları, işi sahiplenmeleri ve sonuca götürmelerindeki becerilerinden dolayı teşekkür borçluyum.

ENERJİ PROJELERİ

Enerji Projeleri başlığı altında TEİAŞ’ın Gaziantep, Urfa ve Maraş daki 3 Orta Gerilim/Alçak Gerilim dağıtım merkezi ile Istanbul Ataköy Arıtma tesislerini sayabilirim.

TEIAŞ Projelerinin başlangıç aylarında SIEMENS Almanya daki fabrikalardan birisinde çıkan bir yangın nedeniyle yaşadığımız -çok değil 1 aylık- gecikme başımı çok ağrıtmıştı.

TEIAS ESki panolar
Değiştireceğimiz eski panolar.

Bu Proje bir modernizasyon projesi idi. BOTAŞ Tesislerini ve çevredeki bazı yerleşim yerlerini besleyen 3 merkezdeki oldukça eskimiş ekipmanın değiştriilerek modernizasyonu idi. Mevcut tesislere yaptığımız ilk keşif ziyaretinde arızalanarak hizmet dışı kalmış bazı ekipmana rağmen TEİAŞ’ın tesise özenli ve iyi bakmış olduğu dikkatimi çekmişti. Gene de bu teçhizat hizmet ömürlerini doldurmuş durumda idi.

TEIAS Kablo mahalli
Panoların altındaki kablo mahalli

Projenin zorlayıcı yönlerinden birisi bu panolara aşağıdaki kablo mahallinde yer alan yıllların yorgunluğunu taşıyan mevcut kabloları bağlamak zorunda kalışımız idi. Bu kablolar yer altından yüzlerce metre ötedeki BOTAŞ tesislerine gitmekteydi ve mevcut işletme koşulları altında değiştirilmesi düşünülmüyordu.

Diğer bir güçlük de sistemin kurulması ve devreye almak için son derece kısıtlı zaman verilmesi idi. BOTAŞ tesislerinin enerjisiz bırakılması mümkün değildi. Bize tahsis edebilecekleri birkaç gün içinde eski panolar sökülerek hurdaya taşınacak, yeni panoların yerleri hazırlanacak (taban betonlarında kesilecek delinecek yerler vardı), yeni panolar yerleştirilecek, kabloların uçları bağlanacak, testler, herşey bu süre içinde bitecekti. Aksaklık çıkmasına tahammül yoktu.

Sonuç olarak SIEMENS Gebze fabrikasında  ürettiğimiz panoları ve diğer malzemeleri Ocak-Şubat ayının karında kışında kamyonlara yükleyip sahaya gönderdik, açıkta üstlerini örterek koruma altına aldık. Eski panoların sökülmesini ve yer hazırlığını burada bekleyeceklerdi.

TEIAS Gaziantep modernizasyon sonrası pano salonu

Bu güçlüklere rağmen sözleşme kapsamındaki Orta Gerilim kesici/ayırıcı panoları, alçak gerilim dağıtım panoları ile koruma rölelerini değiştirdik. Yerlerdeki epoksi kaplamadan sonra işletmenin çehresi epey değişti. Modernizasyon projelerindeki bu değişime aslında alışmamız gerekiyor ama gene de yaşadığımız ve aştığımız onca güçlüğün, mücadelenin bir ödülünü aldığımızı hissediyorduk.

Bu tesisin işletmeye verilişinden sonra ülkede büyük bir elektrik kesintisi krizi yaşandı. Adana bölgesinden başlayıp tüm Türkiyenin enter konnekte şebekesini devre dışı bırakan bir seri kesinti bir gün süre ile etkisini gösterdi. Bunun akabinde yaptığımız Gaziantep TEİAŞ ziyareti sırasında kurduğumuz tesisin bu kriz sırasında göstermiş olduğu performanstan övgü ile söz edilmesi bizi fazlasıyla memnun etmişti.

SIEMENS GEBZE TESİSLERİ İNŞAATI

Eh, bir de inşaat projesi olmazsa olmazdı. O da dahili bir müşteriden geldi. 2007 yılı sonlarında SIEMENS’in Gebze Organize Sanayi Bölgesinde inşa edilecek olan yeni fabrika binası için proje yönetimine atandım. İnşaat işlerini Yeni Teknik Yapı şirketi yapacak, Elektrik-elektronik işleri alt yüklenicisi de biz olacaktık.

Göreve atanmamın akabinde malzeme seçim ve siparişlerine giriştik. 2008 Mart ayında inşaat firmasına yer teslimi yapılarak kazma vuruldu.  İnşaatın aynı yılın Kasım ayına kadar tamamlanması hedeflenmişti, bu açıdan da son derece iddialı bir proje oldu.

Projenin başında genç arkadaşım Berk ÖZDEMİR de bana katıldı. Bu Berk’in ilk projesi idi. Berk bu alanda geleceğini parlak gördüğüm bir arkadaşımdı. Nitekim, kaba inşaatın sonlarında ben işi kendisine bırakarak çekildim, gerisini o getirerek projeyi tamamlama onurunu yaşadı.

Bu inşaat ve bina çevre koruma açısından örnek oluşturan, yeşil bina sertifikalı bir yapı oldu. İnşaat sırasında inşaat alanına sigara izmariti bile atılmaması, hafriyat topraklarının üzerinin örtülmesi ve pek çok uygulama benim için de yeni olan uygulamalar idi.

Bu fabrikaya Kartal daki enerji panoları üretimi taşındı. Fabrika ile birlikte oraya taşınacak olan çalışanlar için de heyecanlı bir bekleyiş olmuştu. Sonuçta örnek diyebileceğim güzel bir tesis ortaya çıktı.

PRIMETALS GÜNLERİ ve CEMTAŞ HADDEHANE (BAR MILL) PROJESİ

SIEMENS Endüstri Proje Yönetimine demir çelik projeleri ile başlamıştım. Sonunu da demir çelik projeleri ile tam emekli olarak getirdim.

CEMTAŞ Bursa’da otomotiv endüstrisine yönelik yüksek nitelikli çelik çubuklar üreten bir işletme idi. Hurda demirden başlayarak ark fırınları ile çelik üretiyordu. İlk üretim aşamasından çıkan 20x20cm kesitli 6 metre boyunda çelik kütükler fabrikanın büyükçe bir alanında yer alan haddelerden geçirilerek istenen kesit ve boyutlara getiriliyordu. Bizim işimiz bu hadde hattında yer alan haddeler ve otomasyon sistemlerinin değiştirilerek modernize edilmesi idi. Büyük ölçekli bir proje idi.

Projeye SIEMENS bünyesinde iken başladım ancak, ara yerde, 2015 gibi, SIEMENS Metal Bölümünü MITSUBISHI ile ortak bir şirkete devretmeye karar verdi. Yeni şirket PRIMETALS adında bir SIEMENS-MITSUBISHI ortaklığı oldu. Artık bir Japon/Alman/Amerikan  şirketinde çalışıyordum.

Yeni Şirkette Cenk DERİNKÖK yönetiminde,  finansal yöneticimiz Erdem URASOĞLU, satış ve mühendislik ekibimiz Tayfun BAL, Salih ÇİFTÇİ ile başladık daha sonra aramıza Ali HAZAR, Serkan ÖZDEMİR ve Ümit CANİNSAN da katıldı.  Selim AYAR da en başından itibaren mühendislik ekibimizde yer aldı. Ben ayrıldığımda Başak KARA arkadaşımız da ofis asistanımız olarak ekipte yer almıştı.

Yeni şirketimiz bu küçük ekip ile başladı, SIEMENS’den devir alınarak sürdürülen CEMTAŞ gibi büyük projeler, ERDEMİR’de sürmekte olan yüksek fırın otomasyon projeleri vardı. Başlangıç ekibimizde  hepimiz SIEMENS kökenli idik. Ancak yeni şirket ayrı bir yapı idi, artık SIEMENS’in özellikle satınalma ve lojistik destek birimlerinden destek alamıyorduk. SAP sisteminin de dışında kalmıştık, tüm işleri manuel olarak sıfırdan başlayarak yürütecektik.

Benim payıma da bir satınalma sistemi oluşturulması ve proje yönetim ve raporlaması için Excel tabanlı bir yapı oluşturulması düştü. Excelde hazırladığım makrolar ile proje maliyet tablolarını oluşturup günlük bazda güncel olarak izleyebiliyor ve ayrıntılı raporlama yapabiliyor duruma geldik. Ancak TL/EURO raporlama ve bu raporların muhasebe kayıtları ile uyumu konusunda büyük güçlükler yaşadık.

Bu arada projeler için gereken malzemelerin seçim, şartnamelendirme, teklif alımı, sipariş, lojistik işleri ile de tüm ayrıntıları ile ilgilenmek gerekiyordu. Bu işler yapılırken bir yandan da prosedürlerimiz olgunlaşıp ortaya çıktı. İşlerin SAP’miz  olmasa da varmış gibi işlemesi gerekiyordu. Nitekim, arada bir sendelediğimiz olsa da altından kalktık sanırım.

PRIMETALS’da son olarak ERDEMİR’in CGL 2 olarak anılan galvaniz hattı projesi ile ilgilendim. Proje Yöneticisi Ümit CANİNSAN idi, ben tedarik süreçleri ve dokümantasyon işleri ile uğraşıyordum.

Son aylarımda CEMTAŞ ve İSDEMİR’de ikişer projenin yönetimini daha üstlendim. Ayrıca PRIMETALS Avusturya tarafından uygulanmakta olan Erdemir Yüksek Fırın Otomasyon projelerinin takibi ve maliyet raporlaması ile  de ilgileniyordum.

2016 yılı sözleşmemin süresinin doluşunu takibeden 2017 Şubat ayında artık tam olarak emekli olarak çalışma hayatımı noktaladım.

20 Yıllık SIEMENS maceram işte böyle.

8 Replies to “SIEMENS DÖNEMİ 1996-2017”

  1. Merhaba Selcuk Bey

    Siemens ve Primetals organizasyonu icerisinde beraber projelerde yeraldik. Sizinle calismak buyuk bir zevkti. Tecrubeniz bize her zaman guven verdi, basarilariniz ve verdiginiz katkilardan dolayi minnettariz.

    Selam ve Saygilarimla
    Tayfun Bal
    Primetals USA LLC

    1. Teşekkürler Tayfun, seninle çalışmak benim için her zaman bir keyif olmuştur. Görüşmek dileğiyle, selamlar.

  2. Selcuk Bey Tekrar Merhaba,
    hazırladığınız blog sitesi çok güzel olmuş, gelecek nesillere bilgi ve tecrübe aktarımı bakımından. PTT Arla ve Teletaş yazıları da, Türkiyenin yapabilecekleri açısından ve Türk insanının gücünün bir yansıması olmuş. 1990’da Siemens’e başladığımda Türk Telekom KTT cihazları ile tanıştım. Yerli üretim olduğunu biliyordum, sizinde bunda payınız olması bana daha da gurur verici oldu.
    Saygılarımla
    Ali

  3. Selçuk Bey merhaba,
    Bugün tesadüfen bu sayfaya eriştim. Benim adıma kısa da olsa sizlerle çalışmak, tecrübelerinizden istifade etmek harikaydı. Olumlu ve yapıcı yaklaşımınız her zaman bana ilham verdi.

    PS: Erdemir CGL2’de yüzdük yüzdük kuyruğa geldik 🙂

    1. Salih merhaba,

      Seninle çalışmak da çok keyifliydi. Geçen gün Ümit Bey’den telefonunu aldım, aramak için uygun bir zaman kolluyordum. Ümit Bey CGL2 de kucağınıza bıraktığım işlere yönelik olarak beni hayırla anmanızı engelleyen bir husus olmadığını söyledi, çok sevindim :)).

      Görüşmek üzere,

      1. Sevgili / Saygın Selçuk Bey,
        Bu ülkeye; mühendisçe, bilimden/toplumdan/insandan yana duruşunuzla yaptığınız katkılardan dolayı sizi yürekten kutluyorum…
        İçtenliğinizle, zerafetinizle, çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz enerjiyle örnek bir ağabey oldunuz…
        Birlikte çalışma fırsatı bulduğumuz büyük projede; paylaşımcı, sakin ve halden anlayan bir dost oldunuz…
        Anılarınızı (imbikten süzülen alın terlerinizi) kaleme almakla ne de iyi yapmışsınız.. Kaleminize, yüreğinize, ülkemiz/toplumumuz için verdiğiniz emeklerinize sağlık…
        İlkeli, dürüst, mert , sabırlı ve (bir Bektaşi babası örneği) güler yüzlü, nüktedan, enerji dolu duruşunuza sağlık!…
        İyi ki vardınız ve Varsınız…
        Erinç, gönenç içinde kalın…
        Dostluğunuz için çok Teşekkürlerimle ve yürekten Sevgi ve Saygılarımla,
        Serdar Karsu

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *