TELETAŞ 1 ÇAMLICA KONUT SİTESİ

TELETAŞ 1 SİTESİ İNŞAATI

TELETAŞ 1 KONUT SİTESİ ikişer iç avlusu olan bloklar bizim sitemize ait olanlar.

TELETAŞ dönemimde uğraştığım projelerden birisi de TELETAŞ 1 Toplu Konut Sitesi inşaatı idi, bundan söz etmemek olmaz.

1980 lerin sonlarında TELETAŞ yönetiminin de teşviği ile çalışanları konut sahibi yapmak üzere bir girişim başlatıldı. Bir yapı kooperatifi kurularak  Üsküdar sınırları içinde kalan Bulgurlu, Kısıklı, Kireçfırını sokağa cepheli bir arsa bulundu. Bu arsanın bulunması, sahipleri ile pazarlıkların yapılması ve ihtilafların halledilmesinde Şirket Hukuk İşleri yöneticimiz Sn Av. Osman GÜLER’in çok çabası olduğunu biliyorum. Ben de bazı arkadaşlarımın iteklemesi ile son anda bu kooperatife üye olmuştum.

8 Bloktan oluşan 214 konut, 4-5 mağaza/dükkan ve sosyal alanlardan oluşan bir proje hazırlatıldı, iş ihale edildi ve inşaat başladı.

Yalnız, o tarihlerde kooperatif çatısı altında yapılan inşaatların müteahhitlerinin çoğu işlerini tamamlayamıyorlar, maliyetler çok şaşıyor ve süreler haddinden fazla uzuyordu. Fiyatlar istikrarsız, ekonomi çalkantılı idi, bunun üzerine parayı kooperatif üyelerinin cebinden harcayarak iş yürüten müteahhitlerin laubaliliği de eklenince ortalık yarın kalmış inşaatlar ve kooperatif mağdurları ile dolmuştu.

Bizim kooperatifin kaderi de böyle olmaya yüz tutmuştu, müteahhit inşaatı tamamlayamayacağını bildirip havlu atmış ve işi daha kaba inşaat tamamlanmadan bırakmıştı.

İş bu aşamada iken kooperatif yönetim kurulu da çok yıpranmış ve yorulmuştu. Kooperatif Yönetim Kurulu Teletaş’ın muhtelif kademelerinden personeli, dolayısı ile arkadaşlarımızdan oluşuyordu. Onca fedakarlık ve çabalarına karşılık genel kurullarda arkadaşlarından aldıkları acımasız eleştiri ve saldırılar çok can yakıcı oluyordu. Müteahhitin işi bırakması da tuzu biberi olmuştu. Onlar da yönetimden çekilmeye karar vermişlerdi. Katıldığım yegane genel kurul toplantısında ne olduysa bir karambol oldu, birileri tahtaya aday olarak adımı yazdı, yeni yönetim kuruluna seçildim. Hemen ardından da yönetim kurulu başkanlığına seçildim. Hayatımın maceralarından birisi daha başlamış oldu.

Hani babamdan dolayı inşaat işlerine aşinayım ya, o engin tecrübemle bu işi de kotaracaktım artık.

Yeni yönetim kurulu olarak önce bir durum tesbiti yaparak işlerin ne aşamada kaldığını anlamaya çalıştık. İşi bırakan müteahhit ile toplantılar yapıp, onlardan terkedip gitmeden önce yapmalarını istediğimiz son işleri konuştuk. Bekleneceği gibi bu görüşmeler tatlı bir muhabbet havasında geçen toplantılar değildi. Anlaşamazsak şantiyeyi terketmeyip bizi de içeri sokmadan işi sürüncemede bırakmakla tehdit ediyorlardı. Topumuz tüfeğimiz, mafyavari güçlerimiz yoktu. Anlaşamadığımız takdirde bizim tek yapabileceğimiz yıllarca sürecek bir mahkeme sürecine gitmek olurdu. Bu da mağduriyetimizi arttırıp o güne kadar yapılmış işi de bir harabeye çevirirdi. Sonunda karşılıklı tavizlerle bir noktada anlaştık ve şantiyeyi teslim aldık.

Böye yarım kalmış bir inşaatın tamamlanması için ihaleye gidip bir başka müteahhit ile anlaşmak  mümkün görünmüyordu. İşi kendimiz sürdürüp tamamlamaya karar verdik. İnşaat işlerine yönelik bir kadro oluşturduk. Mali işler için bir memur, bir kontrol mühendisi, bekçiler vb. ayarladık.

Sonra da eksik kalmış işleri bir sıraya koyarak birer birer ele aldık, küçük taşeronlara ihale ile vererek devam ettik. Eksik işler derken, tamamlanmış sandığımız bazı işlerin de aslında görüntüyü kurtarmak üzere yapılmış olduğunu anladık. Örneğin kalorifer tesisatı yapılmış sanıyorduk, çünkü pencere önlerinde yerden radyatör bağlantı boruları çıkıyordu. Sonra bir baktık ki radyatör boruları yerdeki betona giriyor ama orada kalıyor, bir yere gitmiyor. Boruları çektiğinizde gelip elinizde kalıyor.

Binaların, blokların temelleri altında olması gereken kanalizasyon kanalları yok. Tepenizde koca bir blok duruyor, zemin altında temel pabuçları, göremediğiniz bir sürü şey var. Bunların arasında ve altında nasıl kazı yapıp yolumuzu bulacağız?

Şantiye çevresinin tel çitlerini yaptırıp sahayı emniyete aldıktan sonra önce bu kanalizasyon alt yapısı ile işe başladık. Bu işi alan taşeron sadece kanalizasyon kanallarını değil, tüm ısıtma ve su tesisatını bloklar arasında bağlayacak bir yeraltı tünelleri ve galeri şebekesini de yapacak, işi bitince araziyi de peyzaja hazır duruma getirecekti. Bunun için de blokların altında köstebek gibi çalışacaktı. İşi ters sırada yapmak zorundaydık. İşe başlayınca gördük ki zemin tamamiyle kayalık, kazı işleri kırıcı makinalar kullanılarak haftalar sürdü.

Sitede merkezi ısıtma olacaktı. Isı santralı ortadaki bloklardan birisinin bodrumunda idi. Isıtma merkezinden çıkan sıcak suyun bir mahalle büyüklüğündeki bir alana yayılmış 8 bloka sirkülasyonunu sağlamak gerekiyordu ve zor bir işti. Boruların uygun açılarda eklentileri, eğimlerinin tutturulması, genleşme-büzüşme önlemleri, korozyon önlemleri, izolasyonlar, bir sürü pompa, vana, epeyi detay vardı. Nitekim mekanik işleri verdiğimiz ilk taşeron daha işe başlamadan ben yapamayacağım deyip bıraktı. Yerine bir başkasını bulabilmek için çok uğraşmak zorunda kaldık. Sonunda bu işin altından kalkacak birini bulduk, becerdiler de.

Merdivenlerin mermer işleri, dökülmeye başlayan dış sıvaların tamirleri, elektrik, su, doğalgaz (doğal gaz orijinal projede yoktu ancak geleceği bilindiğinden en azından daire kapılarına kadar getirelim dedik.) asansörler, daire içi ince işler …  çetrefil bir mücadele oldu.

Saydam bir yönetim tarzı izledik. Gelişmeleri, mali durumu, alınan kararları haftalık raporlarla yazılı hale getiriyor yönetim kurulundaki arkadaşlara yayınlıyordum. Gördüğüm kadarı ile bu raporlar sadece onlarda kalmıyor, diğer kooperatif üyelerine de ulaşıyordu. Bu da üyelerin sürekli güncel bilgi alarak işin ilerlediğini görmelerini sağladığından oluşabilecek stres birikimini engelliyordu.

Tüm işleri an az üç adaydan teklif alarak ihale ile seçtiğimiz taşeronlara yaptırdık. İşleri hareketlendiğini gören üyelerimiz de canlarını dişlerine takarak ödemelerini  düzenli olarak yaptılar. Tek tük aksatanlar olduysa da işin akışını durduracak seviyede değildi. Gene de toplanan para ile taşeronların ödemelerini senkronize edemediğim dönemlerde epeyi uykusuz kaldığım olmadı değil.

Genel kurul toplantılarımızda ilerleyen ve tamamlanan işleri raporladıkça, bu toplantılar öncekiler gibi kanlı geçmiyordu. Arada birkaç küfür dolu imzasız mektup aldım ama genelde herkes memnun idi.

Şirket yönetimi de benim bu işe zaman ayırmam konusunda toleranslı davranıyordu. TELETAŞ’taki mesaiden sonra şantiyede ikinci mesaim başlıyordu. Gece yarısından sonra gelen telefonlarla şantiyedeki ekiplerin birbirine girdiği kanlı bıçaklı kavgalarına müdahale etmek zorunda kaldığım oldu.  Isıtma tesisatını tamamlanıp basınç testleri tamamlanmışken zemin katların kalorifer radyatörlerinin çalındığı da oldu.

Bu tempo beni çok yordu ve yıprattı, artık işlerin yoluna girip son detaylara kaldığı bir noktada, sanırım başladıktan 14-15 ay sonraydı, ben ayrıldım, kalan işleri yönetim kurulundaki diğer arkadaşlar tamamladılar.

İşi teslim aldıktan 18 ay sonra inşaatı tamamlayıp dairelerini üyelerimize teslim ettik.

Bu işin tamamlanmasından sonra, ilk projeye yetişememiş olanlar için bir başka girişim daha oldu, TELETAŞ II Toplu Konut Projesi (Samandıra Seçkin TELETAŞ Sitesi).

Bu ikincisi, biraz farklı bir yöntemle, kat karşılığı yaptırılan bir inşaat olarak tamamlandı ve sahiplerine teslim edildi. Seçilen yöntem sayesinde üyelerine sadece arsa bedeli diyebileceğim bir maliyeti oldu.

TELETAŞ DÖNEMİ YAYINIMA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *