Teknik yayınlarım – bunu neden yapıyorum?

2017 de emekli olunca artık keyif aldığım şeyleri yapmaya kararlıydım. Keyif aldığım şeylerin başında da elektronik tasarım çalışmaları geliyor.  

İş hayatımın ilk 10 yılında ARGE mühendisi olarak tam bir iş tatmini ile zevkle çalıştım. Maalesef bu mutlu 10 yılın ortalarından itibaren başlayan yöneticilik görevleri hızla artıp ağırlık kazanarak meslek hayatımın geri kalanını domine etti.

Şimdi evdeki köşemde, mikroişlemci tabanlı elektronik cihazlar geliştiriyorum. Bunu yapabilmek için sürekli olarak yeni şeyler öğrenmem gerekiyor. İlginçtir, orta okuldan bu yana hayatımı bu alanda geçirmiş olmama rağmen bildiklerim bilmediklerimin yanında çok güdük kalıyor. Hani derler ya, muhasebeciye sormuşlar “bir daha dünyaya gelseydin ne olmak isterdin ?” diye, “imam olmak isterdim” diye yanıtlamış. Sebebini sorunca “mevzuat hiç değişmiyor, bir öğrendin mi ömür boyu yetiyor !” demiş. İşte o muhasebeci eğer elektronik mühendisi olsaymış da esas değişimin ne olduğunu görseymiş diyorum.

Evet, sürekli yeni şeyler öğrenmek zorunda kalıyorum, zira kullanmayı öğrendiğim her yeni mikroişlemci, yazılım geliştirme aracı, standardlar, iletişim protokolları vb birkaç yıl içinde demode oluyor. Üstelik yaş ilerledikçe daha da zor öğrenip çok daha çabuk unutuyorum. İşte bu blog sitesi bu noktada devreye giriyor.

Bir konudaki çalışmalarım ilerleyip kendimce tamamlandığında başka bir konuya geçiyorum, bir süre sonra burada yaptıklarımı unutmaya başlıyorum. Birkaç ay sonra ihtiyacım olduğunda dönüp bir bakıyorum ne yaptığımı, nasıl yaptığımı nasıl kullanacağımı unutmuşum. Bir sürü tekrar çalışması yapmak zorunda kalıyorum.

Bu durumda üşenmeyip, her çalışmayı dokümante etmek kaçınılmaz oluyor, bu iş de epeyi emek ve vakit gerektiriyor. Bu dokümantasyon işi, projenin kendisi kadar vakit alıcı olabiliyor, hem o kadar keyifli de değil. Başlangıçta bazen bir deftere yazıp çizerek bazen da bilgisayar ortamında word-excel dokümanlar üzerinde notlar alıyordum.

Bunlar biraz dağınık, neyin nerede olduğunu unutmazsam erişebildiğim referanslar oluyordu. Halbuki yukarıda da belirttiğim gibi kilit kelime “unutmak“, yani başa çıkmam gereken esas sorun bu. Bilginin derli toplu, erişilebilir olması önemli.

Blog sitesinin bu kayıtları tutmak için uygun bir çözüm olacağını düşündüm. Bu güne kadar tuttuğum notlar kendim için de olsa, burada yayınlarsam hem gerektiğinde kendim kolay erişim sağlamış olurum, hem de başkaları da göreceği için daha titiz çalışmak zorunda kalırım, belki birilerinin de işine yarar diye düşünüyorum.

Yazdığım şeyler genellikle yeni başladığım, ilk sonuçlarını aldığım projeler oluyor. Yani, bir süre sonra o konuda çok yol almış olduğumda geri dönüp güncelleme konusunda çok istekli olmuyorum. Zira o esnada yeni ele aldığım yeni ve daha heyecanlı konular oluyor, yazma enerjimi onlara ayırmak için daha fazla motivasyonum oluyor.

Eskilerin güncellenmesi, ancak birileri görüp yorum yaptığında ya da soru sorduğunda gündeme gelebiliyor. Ya da kendime lazım olduğu için açıp tekrar baktığımda eksikliklerini yanlışlıklarını ya da güncelliğini yitirmiş taraflarını farkettiğimde düzeltme-eklemeler yapıyorum. Genelde de eskiden yazdıklarımı beğenmediğimi belirteyim.

Sonuç olarak : Amaç “kendime notlar”. Ama ilgilenen olur ve fazladan destek isterse bu sayfaya yorum yazarak bana ulaşabilir, elimden geleni ardıma koymayacağıma söz veririm. Elbette ödevlerini bana yaptırmak isteyebilecek genç arkadaşlara hazır lop çözümler sunmayacağımı da belirteyim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *